Barcelona Semt Rehberi

Bundan 6 sene önce master yapmak için okul ararken tüm seçeneklerimi tek bir şehire indirgemiştim: Barcelona. Daha görmeden aşık olduğum bu şehirde tam 1,5 sene geçirdim, ve hayatımın en iyi zamanlarından biriydi. Emin ol, bir kez Barcelona’ya gittikten sonra gittiğin her yeri onla kıyaslayacak, her tapas restaurantı gördüğünde anıların canlanacak ve hayallere dalacaksın.

Biraz fazla romantikleştim ama, başka hangi Avrupa şehrinde akşamüstü denizden çıktıktan sonra sırtındaki havlu ve terliklerinle şehrin en güzel Cava barına gidip saatlerce ayakta sohbete dalabilirsin ki?

Bu kadar övgüden sonra daha fazlasını keşfetmek isteyenleri yazının aşağıdaki bölümüne alabiliriz.

Barcelona yazı dizisinin ilk ayağı, yeni başlayanlar için

Barcelona Semt Rehberi

barcelona-map

(Google Map üzerinde semt haritası görünümü için buraya tıklayabilirsin)

El Born: Yukarıdaki haritada Barcelona yazan yer el Born. Burayı tanımlayanlar: Picasso, tüm gün sokakta meydanlarda takılan yerlisi halk, güzel kokteyller, tatlı butikler. Sahile çok yakın ama sahilden apayrı, otantik bir semt. Barcelona’dayken burda kalmanı öneririm.

Barrio Gotico: Ortaçağ Barcelona’sının merkezi, ana katedral burda bulunuyor. Etrafta çok fazla turist var ama yine de dar sokaklar ve sıkışık binalar arasından gerçek Gotico’yu keşfedebilirsin. Ünlü Las Ramblas (bizim İstiklal’in eski güzel hali), semte sınır çekiyor. Las Ramblas’tan yürürken hiç tahmin etmeyeceğin meydanlara çıkarsın, en güzel jazz barı bulursun; o da sana süpriz olur.

L’Eixample: Dreta ve Esquerra olarak ikiye ayrılıyor. El Born ve Gotico Barcelona’nın eski zamanlardan kalan semtleriyken L’Eixample Gaudi ile birlikte kurulan bir semt. Tüm sokakları birbiriyle 90 derece açı oluşturacak şekilde kubik kubik planlanmış. Kaybolman imkansız.

Dreta kısmı, daha gösterişli kısmı. Tüm lüks markaların, butiklerin, modern tapas restaurantlarının, şarap barlarının olduğu Passeig de Gracia caddesi burdan geçiyor. Gaudi’nin La Pedrerası ile birlikte 2 harika evi de bu cadde üzerinde. Ama benim favorim araç trafiğine kapalı, ağaçların arasında yürüdüğün, scooter’cıların cenneti, bir sürü kahve/tatlı/sushi dükkanı olan Enric Granados sokağı.

Esquerra (tam adıyla L’Antiga Esquerra de l’Eixample) ise Barcelona’da gay komunitesinin yaşadığı, balkonlarında gökkuşağı bayraklarını görebileceğin bir bölge. Oldukça renkli, şehrin özgürlükçü ruhunu yaşatıyor.

Raval: Ben Barcelona’ya gitmeden önce, Raval’e gitmeyin diye haritada üstünü çizmişti bir arkadaşım. Külliyen yalan. Evet, burda her milletten insan yaşıyor, evet belki burası en güvenli yer değil ama bir değişim içinde. Bu değişim de semti enteresan kılıyor. Ünü kötü gece kulubunden dönüştürülen sanat merkezleri, kaykaycıları, sokak arası kahvecileri ve pazarları ile kendine has bir semt.

El Poble Sec: Raval’in bir sol tarafı. Montjüic’in altı. Bundan 5 sene önce sadece gece kulupleri ve barları ünlüydü (misal Sala Apolo), fakat şimdi yeni açılan tapasçıları, bohem Vermut barları, İspanyol mezecileri, gurme mekanları ile Raval gibi hızla değişmekte. Üstelik fiyatlar da oldukça uygun.

La Barceloneta: Sahil, paella, burgerciler ve gece kulupleri. Eğer Barcelona’ya yazın gelirsen burda çok zaman geçirirsin. Eğer aradığın turistlerin gitmediği daha sakin bir deniz/güneş deneyimi ise El Poblenou‘yu öneririm. El Poblenou 19.yüzyılda Sanayi Devrimi’nde Barcelona’nın merkeziymiş, o yüzden sahilin üst kısmında bir sürü eski bina, fabrika göreceksin. Sonralarda onları konutlara, sanat&tasarım okullarına ve gece kulüplerine çevirmişler – en iyisi 5 bölüme ayrılmış 5 farklı müzik türü ile Razzmatazz.

Gracia: İş merkezleri ile birlikte Barcelona’da yaşayan çoğu kişinin kaldığı bölge burası. Turistik yerlere uzak, daha şık ve modern. Bana Madrid’i anımsatıyor. Gaudi’nin Parc Güell’i burda.

Sagrada Familia: Bu semt ile ilgili söyleyebileceğim tek şey, Sagrada Familia’nın burda olması 🙂 Metro’ya sabahtan atla, gez, geri dön.

Şimdiden Barcelona’yı sevmeye başladın mı? 🙂