Skip to content

24 Saatte El Born Barcelona

Bir önceki rehberimde, Barcelona’yı keşfetmeye yeni başlayanlar için semtlerini anlatmıştım (linki burada). Şimi sıra Barcelona’nın semtlerinin detaylı rehberlerinde.

İlki, en sevdiğim: El Born. 24 saatte El Born’da ne yapılır?

Yazının sonunda bir de tüm mekanları google map’s e pinledim, gitmeden telefonuna yükle ve her yeri avucunun içi gibi bulmanın keyfini çıkar!

10:00 El Born’a gelmenin en kolay yolu metroya atlayıp Jaume I’de inmek. Kahvaltı için 2 seçeneğin var. Eğer hızlıca kahvaltı faslını atlayayım ama sağlıklı olsun dersen ilk seçenek Teresa’s. Tam tahıllı ekmek üzerine avocado mash yiyip, onlarca çeşit juice’lardan birini tadabilirsin.

Eğer bir önceki gece iyi partilediysen, “recovery brunch” için sana önerim Milk. İçerisi loş ve salaş; sabahları brunch mekanı, akşamları ise bar.  Malzemeleri her gün meşhur Bouqeria’dan taze taze geliyor. Menüden benim favorilerim Salmon Eggs Benedict ve Nurse Jackie.

11:30 Kahvaltını yaptın, güne hazırsın. İlk önce Picasso Müzesi’nden başla. Picasso’nun en zengin eserleri burda o yüzden dikkat kapıda çok sıra oluyor! Önce bu linkten bilet al.

12:30 Picasso’da gördüklerin bir öğle kahvesinde değerlendirilmeli. Barcelona’da top 5 kahve dükkanlarından biri, çoğuna göre de birincisi, gizli bir geçidin içindeki Nomad Coffee.

screen-shot-2016-12-22-at-18-16-41 screen-shot-2016-12-22-at-18-20-53

13:30 Kahve insanı tok tutar, bir tur daha müze gezisi yapabilirsin. Şimdiki durak Çikolata Müzesi “Museu de la Xocolata“. Çikolatalardan gözün dönerse şaşırma.

14:30 Sıra geldi öğle yemeğine! Yine sana iki seçenek. Meksika yemeklerinin şahı burrito ve nachos’u harika yapan, 3,5 €’ya Margharita 5,5€’ya da Caiprioska hüpletebileceğin bir yer: Rosa Negra. Menüsü çok geniş değil ama herşey çok uygun fiyata.

İkinci seçenek ise El Born’un gözbebeklerinden Cal Pep. Cal Pep hem tapasçı, hem değil. Tapasçı diyorum çünkü klasik tapaslar da menüsünde var. Değil diyorum çünkü Tapas diyemeyeceğimiz Akdeniz mutfağından yemekler de var. Ama onlar da “tapas kültürüne” sadık kalarak, paylaşılabilir şekilde servis ediliyorlar. Burası hem gözünü, hem de mideni doyuracak. Gitmeden menüyü burdan incele.

16:00 Güzel yemeğini yedin, şimdi mideyi rahatlarmak için biraz uzanmak lazım. Doğru Ciutadella Park‘ına. Yürürken ara sokaklarda kaybolmak en iyisi. Gözüne kestirdiğin butikleri, minik dükkanları gezebilirsin. Benim favorim Ena Macana, burdan baya bir takı almışlığım var.

Ciutadella’ya eğer üst kapısından girersen meşhur Arc de Triomf‘u görebilirsin. Parka geldiğinde üzerinde şal/ceket ne varsa yere atıp uzanıyorsun. Serbest zaman. Dileyen misafirlerimiz yerli halka karışıp ip atlayabilirler 🙂

Processed with VSCO with a5 presetProcessed with VSCO with a5 preset

19:00 Akşam yemeği için bol seçenek! Öncelikli olarak tüm zamanların en favorisi La Paradeta. Olayı deniz mahsülü. Dükkan 8’de açılır ama sen 7’de kapıya git. Gerçekten ciddi sıra oluyor. Eğer arkadaş grubuysanız işiniz kolay, her seferinde sırada 1 kişiyi rehin bırakarak beklediğin zaman boyunca karşısındaki “El Born Centre de Cultura” yı gezebilirsin. Saat 8 oldu, içeri girdin. Karşında kocaman bir tezgah karşılar seni, balık pazarı gibi. Deniz midyesinden, yengecine, ahtapotundan kalamarına kadar. Fiyatları çok uygun. Sen yiyeceğini seçersin, senin için pişirip masa numaranı anons ederler – gidip alıp yersin. Bu kadar paraya ne kadar çok yedim diyip şaşarsın.

İkinci seçenek El Xampanyet. Burası gece dışarı çıkmadan önce lokallerin takıldığı Şampanya Barı. Tapaslar iyi, ortamı çok iyi. Cava içmeye git derim.

el-xampanyet

Son seçenek biraz Amerikan vari olsa da seni mutlu edecek cinsten bir hamburgerci: Bacoa. Bir Ispanyol ve bir Avusturalyalı bir araya gelmiş; en güzel hamburger için kolları sıvamışlar. Kendi yaptıkları sarımsaklı mayonezlerini mutlaka denemen lazım!

22:00 Kokteyl barları bizden sorulur. El Born’daki en iyi kokteylci Collage Art & Coctail Social Club. Ben bir Bloody Mary hayranı olarak buraya bayılırım. İster arkadaş grubunla gidip üst katta sakin otur, ister alt katta barda takıl.

Biraz sanatsal tarafı deneyimlemek istersen, ben okurken mezuniyetimin yapıldığı Palau De La Musica‘yı öneririm. İnanılmaz bir iç dizayna sahip olan bu opera binasında neredeyse her akşam bir şov var, burdan programa bakıp bilet alabilirsin.

Tüm bu mekanların hepsi ise aşağıdaki haritada! Biraz daha ilhama ihtiyacın varsa Good City Guides’ı Instagram‘dan takip etmeyi unutma 🙂

%d bloggers like this: